Takip Edin

İş Dünyası

2017 – Bu yıl yapılabilecek en iyi 7 iş fikri

Yayınlanma tarihi

-

2017 yılında girişimcilere ilham kaynağı olacak 10 yeni iş fikrini sizler için derledik. Dünyanın çeşitli ülkeleri baz alınarak seçilen bu iş fırsatlarından yeni yılda bizi nelerin beklediğine ilişkin önemli birçok öngörü çıkarabilirsiniz.

Umarız bu girişim fikirlerini siz de en az bizim kadar etkileyici bulursunuz ve hepsi 2017 yılında çok daha fazla inovasyonu harekete geçirebilir.

1. Büyük veri sayesinde mahkeme kararlarını koruma altına alan yazılımlar

Yapay zeka ile yakından ilişkisi bulunan büyük verinin 2017 yılında da verimlilik ve işgücü piyasası üzerinde güçlü etkilerinin olması bekleniyor. Bu noktada harika bir inovasyon olarak karşımıza çıkan Predictice, geçmiş mahkeme kararlarına dayanarak avukatlara ticari ve sosyal anlaşmazlıkların olası sonuçları hakkında yararlı veriler ve istatistikler sağlıyor. Bir başka girişim şirketi ise Amerika menşeli bir girişim şirketi. Le

2. Sürücüsüz araçlarla ilgili fırsatlar

Dünya yavaş yavaş tam otomasyon dönemine girdiği için 2017 yılı sürücüsüz araç teknolojisinde de yepyeni ilerlemelere sahne olacağa benziyor. Aynı zamanda bu ilerlemeler beraberinde bir dizi soru ve fırsatı da getirecek. Örneğin, geçen yıl Belçika’da sürücüsüz bir servis otobüsünün mobil ofis alanına dönüştürüldüğünü görmüştük.

Sürücüsüz araç teknolojisi aşama kaydettikçe, süre giden verimlilik ve eğlence trendine uyum sağlamak için sürücüsüz araçların da iç kısmının gittikçe daha fazla benzer şekillerde tasarlanması bekleniyor.

Öbür taraftan, kaçınılmaz olarak etik ve gizlilikle ilgili cevaplanması beklenen bir dizi soruyla da karşılaşacağız. Bu kapsamda, bunları birer fırsata dönüştüren Adrian FLux isimli bir şirket otomatik park etme ve internet tabanlı sistemlerin hacklenmesi gibi sürücüsüz araçlara ait çeşitli özellikler ve riskler için araç sahiplerine sigorta hizmeti sunuyor.

3. Kullanıcısını uyandırarak daha iyi uyumaya alıştıran akıllı yüzük

Beklentiler 2017’nin giyilebilir akıllı nesnelerin insanların sağlık verilerini izlemenin ötesinde başka şeyler için de kullanıldığı bir yıl olacağı yönünde. Bu teknoloji ilerledikçe, giyilebilir nesneler de aktif olarak ve oldukça somut yöntemlerle, kullanıcılarının daha iyi alışkanlıklar edinmesine yardımcı olacak. Örneğin, Thim isimli akıllı yüzük kendisini giyen kişiyi belli aralıklara uyandırarak onun daha iyi bir uyku alışkanlığı kazanmasını destekliyor. Cihaz büyük oranda, katılımcıların kişilerin ilk bir saati boyunca belli aralıklara uyandırılmasının uyku kalitesini iyileştirdiğini ve sonraki akşamlarda uyku sürekliliğini sağladığını gösteren akademik bir çalışmaya dayanıyor.

4. Japonya’da kreatif direktör olarak atanan yapay zeka

Otomasyon 2017 yılında emek gücü üzerinde çok daha büyük etkiler doğuracak. Mekanik sistemlerin el emeğine olan derin etkisine benzer olarak şimdi de “beyaz yaka” çalışanlar yapay zeka teknolojisi tarafından tehdit ediliyor. Örneğin, Japonya’daki McCann isimli bir ajans şimdilerde kreatif direktör pozisyonunda gerçek bir çalışan yerine AI-CD β isimli bir yapay zekadan yararlanıyor. 2016 yılının tanık olduğu gelişmelerin arasında Ermenistan’da salgın hastalıkları önceden tahmin eden ve kendi içerisinde sürekli gelişen Lifos isimli bir yapay zeka ile Çin’de hastalıkların teşhisinde kullanılan, yine yapay zeka teknolojine dayalı bir “chatbot” bulunuyor. Görünen o ki, 2017 yılında da yapay zeka alanında yeni inovasyonlara merhaba diyeceğiz.

5. Beğenilme oranına dönüşen çevrimiçi oylamalar

Deemly isimli uygulama birebir çevrimiçi hesaplarına dayalı olarak kullanıcılarına herkesin görebileceği “güvenilir” oylar veriyor. 2016 yılı Mart ayında Çin’de vatandaşların kendileri ile ilgili toplanan verilere göre cezalandırılması ya da ödüllendirilmesini içeren “Citizen Score(Vatandaşlık Notu)” isimli girişim hakkında bir haber yayınlamıştık.

Aslında bu uygulamanın bir örneği Haziran ayında, bir çöpçatanlık sitesi çevrimiçi alışveriş alışkanlıkları ile ilgili toplanan verilere dayalı olarak kullanıcılarının “sosyal güvenilirlik” skorunu belirlemeye başladığında hayata geçirilmiş oldu. Bu site sayesinde insanlar potansiyel partnerlerini onlarla ilgili verilere dayanarak seçebiliyor. Bu konuyla ilgili daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız Black Mirror isimli dizinin üçüncü sezon birinci bölümünü izlemenizi tavsiye ederiz.

6. Drone pilotluğu eğitimi verilen engelli insanlar

Önümüzdeki yıl boyunca drone teknolojisi dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi amaçlayarak yepyeni inovasyonların devreye alınması bekleniyor.

Geçtiğimiz yıl okuyucularımıza tanıttığımız girişimlerin arasında yer alan HandiDrone isimli şirket sayesinde engelli ya da hareket etme güçlüğü yaşayan kişiler modifiye edilmiş özel dronları nasıl uçuracaklarını öğrenebiliyor. Program temelde iki şeyi amaçlıyor: Biri bu kişilerin doğrudan kendilerinin sorumluluğunda olan dronlar sayesinde bedenlerinin sınırlarını aşmalarını ve bunun huzur dolu bir deneyime dönüştürülmesini sağlamakken, diğeri bedensel engelleriyle uyum içerisinde kalmalarını sağlayarak onlar için potansiyel dron pilotluğu fırsatlarını yaratmak.

Ayrıca yakın zamanda İngiltere’de tanık olduğumuz bir uygulama bu başlık altındaki iş fırsatları için harika ipuçları sunan inovasyonlardan biri: Beslenme gereksinimlerine göre bölgelere gıda takviyesi yapan Pouncer isimli iyiliksever drone.

7. Yeşil Enerjinin Hizmetine Sunulan “Blockchain” Teknolojisi

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İş Dünyası

Covid-19 Sürecinde Güvenlik Görevlilerine Yönelik Öneriler

Yayınlanma tarihi

-

Banka, PTT, Karantina Merkezleri vb. Yerlerde Çalışan Güvenlik Görevlilerine Yönelik Öneriler

Banka, PTT görevlileri, karantina merkezleri vb. yerlerde güvenlik görevlileri, COVID-19 açısından düşük ve orta riskli alanlarda çalışmaktadır.

1) Bir metreden uzak temas (Düşük riskli çalışma alanı)

Güvenlik görevlilerinin yüz yüze temas olasılığını azaltmak için cam kabinlerde bulunmaları önerilir. Böyle bir imkan yoksa, kuruma giriş yapanlarla güvenlik görevlileri arasında en az 1 metre mesafeyi sağlayacak şekilde düzenleme yapılmalıdır. 1 metreden uzak durulacaksa sadece maske yeterlidir.

2) Bir metreden yakın temas (Orta riskli çalışma alanı)

Üst araması yapılacaksa 1 metreden yakın temas olasılığı vardır. Aşağıdaki kişisel koruyucu ekipmanları kullanması sağlanmalıdır.

Maske ve gözlük/yüz koruyucu kullanılmalıdır.  Vücut salgılarıyla gözle görülür bir kirlenme olasılığı yoksa eldiven kullanılmamalıdır. El hijyeni sağlanmalıdır.

» Yukarıda kullanılması gerektiği belirtilen ekipmanlar görevlinin aktif olarak görevini yaptığı sırada kesintisiz olarak kullanılmalıdır.

» Eldivenin doğru kullanımı çok önemlidir. Değiştirilmeyen eldivenler kontaminasyona yol açacağından hasta çevresine dokunulmamalı ve el hijyenine özen gösterilmelidir.

» Görevlinin iş mahallinden dinlenmek üzere yerinden ayrılması halinde (çay,yemek vb.) kullanılan ekipman çıkartılır ve uygun şekilde evsel atık kutusuna atılır.

» İş mahallinde aktif mesaiye dönülürken yeni kişisel koruyucu ekipman kullanılır.

» Maskeler nemlendikçe ve kirlendikçe yenileri ile değiştirilmelidir.

» Kişisel Koruyucu Ekipman (KKE)’nın uygun kullanımı konusunda eğitim verilmelidir. Önce maske sonra gözlük/yüz koruyucu takılır, çıkarılırken önce gözlük/yüz koruyucu ve en son maske çıkarılır.

» Kişisel koruyucu ekipmanların giyilmesi ve çıkartılması sonrasında her seferinde uygun el hijyeni sağlanmalıdır. El hijyeni en az 20 saniye su ve sabunla el yıkama veya alkol bazlı el antiseptiği ile el ovalama ile sağlanır.

» Kolay ulaşılabilir yerlerde alkol bazlı el antiseptiği bulundurulmalıdır.

» Kullanılan malzemeler çıkartıldıktan sonra tekrar kullanılmamalıdır.

Efor OSGB İstanbul; Tecrübeli İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleriyle İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinizde kaliteli ve güvenilir OSGB’dir. Efor OSGB ile Geleceğe GÜVENLE Bakın!

Devamını oku

İş Dünyası

Kısa Çalışma Ödeneği

Yayınlanma tarihi

-

Koronavirüsü salgınının etkilerine karşı geçtiğimiz günlerde düzenlenen “Koronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı”nda, ekonomiyle ilgili alınan önlemler paketi paylaşıldı. Virüsün etkilerini en aza indirmek için hazırlanan ekonomik paketin dikkat çeken başlıklarından biri de “Kısa çalışma ödeneği”ydi. Kısa çalışma ödeneğiyle ilgili tüm merak edilenler :

Kısa çalışma ödeneği nedir?

Kısa çalışma ödeneği: Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın iş yerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde devreye alınan bir uygulama. Uygulama kapsamında sigortalılara, üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararıyla 6 aya kadar uzatılabilir) iş yerinde çalışamadıkları dönem için gelir desteği sunuluyor.

“Kısa çalışma ödeneği” özetle; olağanüstü dönemlerde iş yerlerinin kapanması halinde personel maaşlarının %60’ının devlet tarafından ödenmesi anlamına geliyor.

İş yerinde kısa çalışma uygulanabilmesi için gerekli şartlar nelerdir?

İşverenin; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde İŞKUR’a başvuruda bulunması ve iş müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu iş yerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekiyor.

Kısa çalışma uygulaması için mevcutta şu 4 kriz maddesinden en az birinin bulunması gerekiyor:

1-Genel ekonomik kriz

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisini ve dolayısıyla iş yerlerini ciddi anlamda etkilediği durumlar.

2- Bölgesel kriz

Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan iş yerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumlar.

3- Sektörel kriz

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki iş yerlerinin büyük ölçüde etkilendiği durumlar.

4- Zorlayıcı sebepler

İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetlerin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan, dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlar.

Koronavirüs salgını ve kısa çalışma ödeneği

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve birçok ülkeyi etkisi altına alan “Yeni tip koronavirüsün” (Covid-19) olası etkileri dikkate alınarak “Dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebep” kapsamında kısa çalışma uygulaması başlatıldı.

Uygulama kapsamında, koronavirüsten olumsuz etkilendiği gerekçesiyle kısa çalışma ödeneği talep etmek isteyen işverenler;

İçinde bulunduğu duruma ilişkin kanıtlarla birlikte İŞKUR’un sayfasından ulaşabilecekleri “Kısa çalışma talep formu”nu doldurup, kısa çalışma yaptırılacak çalışanlarına ilişkin bilgileri içeren listeyle bağlı olduğu İŞKUR biriminin e-posta adresine, mesaj göndererek başvuru yapabilir. Kurum gerektiğinde işverenden ek belge talep edebiliyor. İşveren olarak başvurunuz değerlendirilirken, başvurunuzun alındığına dair size bir bilgi veriliyor. Daha sonra başvurunuz, uygunluk tespiti için Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına gönderiliyor.

Kısa çalışma ödeneğine nasıl başvurulur?

Zorlayıcı birtakım sebeplerin varlığının işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarınca iddia edilmesi veya bu yönde kuvvetli belirtilerin bulunması durumunda konu, İŞKUR Yönetim Kurulu’nca değerlendirilerek karara bağlanıyor. Deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlar nedeniyle zorlayıcı sebeple yapılan başvurular için yönetim kurulu kararı aranmıyor.

Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebeplerle ilgili yönetim kurulunca alınmış bir karar bulunmuyorsa işverenlerce yapılan başvurular kurum birimi tarafından reddedilebiliyor.

İş müfettişlerince yapılacak incelemeden sonra uygunluk tespiti tamamlanırsa, kısa çalışma uygulanacak işçi listesinin değiştirilmesine ve/veya iş yerinde uygulanan kısa çalışma süresinin arttırılmasına yönelik işveren talepleri, yeni başvuru olarak değerlendiriliyor.

İşverenler, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle “Kısa çalışma talep formu”nu ve kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgileri içeren listeyi düzenleyerek başvuruda bulunulabiliyor.

Kısa çalışma başvuruları, işçiler adına işverenler tarafından yapılıyor ve işçiler kısa çalışma talebinde bulunamıyor.

İşçinin kısa çalışma ödeneği alabilmesi için gerekli olan şartlar nelerdir?

Kısa çalışma ödeneğinin devreye alınmasıyla birlikte bu haktan, son 120 gündür sigortalı olarak çalışan ve son üç yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş çalışanlar yararlanabilecekti. Yapılan son düzenlemeyle esnekliğe gidildi ve 600 gün şartı 450 güne, 120 gün şartı da 60 güne düşürüldü.

  • İşverenin kısa çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucunda uygun bulunması,
  • İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süreleri ve prim ödeme şartlarını sağlamış olması,
  • İş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması gerekiyor.

Kısa çalışma ödeneğinin miktarı nedir?

Sigortalı çalışana yapılacak olan günlük ödeme, sigortalının son 1 yıllık prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak ve günlük ortalama kazancın %60’ı üzerinden gerçekleşecek. Bu hesaplamayla bulunan tutar, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyecek.

Kısa çalışma ödeneği, işçinin kendisine aylık olarak her ayın beşinde ödenecek. Ödemeler PTT Bank aracılığıyla yapılacak.

Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı, kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak işveren ve kurum tarafından ödenecek.

Sonuçlar işverene nasıl bildirilecek?

Koronavirüsten olumsuz etkilendiği gerekçesiyle kısa çalışma ödeneği talep eden işverenlere, başvuru yaptıkları e-posta adresi üzerinden sonuçlar bildirilecek. Talebi uygun bulunan işverenlerin, kurumca bildirilen sürede, “Kısa çalışma bildirim listeleri”ni güncelleyerek başvuru yaptıkları İŞKUR biriminin e-posta adresine göndermeleri gerekiyor.

Kısa çalışmanın erken sona ermesi

İşverenin, kısa çalışma uygulaması devam ederken, normal faaliyetine başlamaya karar vermesi durumunda, konuyu kurum birimine, varsa işçi sendikasına ve işçilere 6 iş gününden önce yazılı olarak bildirmesi gerekiyor. Bildirimde belirtilen tarih itibarıyla kısa çalışma sona eriyor. Geç bildirimlere ilişkin oluşan gereksiz ödemeler olursa, yasal faizle birlikte işverenden tahsil ediliyor.

Kısa çalışma ödeneğinin kesilmesi

Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, herhangi bir sebeple silah altına alınması, herhangi bir kanundan doğan çalışma görevi nedeniyle işinden ayrılması hallerinde veya geçici iş göremezlik ödeneğinin başlaması durumunda geçici iş göremezlik ödeneğine konu olan sağlık raporunun başladığı tarih itibarıyla kısa çalışma ödeneği kesiliyor.

İşverenin kayıt tutma zorunluluğu

Kısa çalışma yapan işveren, işçilerin çalışma sürelerine ilişkin kayıtları tutmak ve istenilmesi durumunda ibraz etmek zorunda.

Yeni Tip Koronavirüs Covid-19 döneminde işyerlerinde “Kısa Çalışma Ödeneği” ve Evden Çalışma Önlemi” gibi konular ön plana çıkmaktadır.

Devamını oku

İş Dünyası

Çocuk İşçi Sorunu

Yayınlanma tarihi

-

Çocuk İşçi

Türkiye’de Çocuk İşçi Sayısı 2 Milyonu Aştı

Çocuğun zihinsel, bedensel, ruhsal ve genel olarak sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen çocuk işçiliği, küresel ve ulusal çapta hala en önemli sorunların başında gelmektedir. Çocuklar çoğu zaman okula devam edememekte veya zorunlu eğitimlerini yarıda bırakmakta ve dolayısıyla, ileriki çalışma yaşamları için gerekli olan donanımdan yoksun kalmaktadır. Bu durum sadece çocuğun yetişkinlik yaşamını olumsuz yönde etkilemekle kalmayıp, ülkenin üretkenlik düzeyini de düşürmektedir. Çocukların özellikle zor koşullar altında uzun süreler için çalıştırılması ruhsal ve bedensel sağlıklarını olumsuz yönde etkilemekte, uzun vadede bu çocukların üretken bireyler yerine yardıma ve desteğe muhtaç kişilere dönüşmelerine neden olmaktadır. Dolayısıyla, bugün ucuz iş gücü olarak görülen çocuk emeği, uzun vadede ülke için çok pahalı bir emek haline dönüşmektedir.

Çocuklar başta eğitim olmak üzere birçok alanda sorun yaşamaktadır. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından hazırlanan rapora göre, 2018’de en az 62 çocuk yaşamını yitirirken, bu çocuk işçilerden biri sadece 8 yaşındaydı.
Ulusal ve yerel basın, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri edinilen bilgiler bu yılın ilk on ayında en az 62 çocuk işçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiği belirtilirken, yine kayıtlara göre aynı dönemde ölen 25 işçinin de 18 yaşında olduğu ifade edildi.

Çocuk İşçi Rapordaki Bilgiler;

• Geçmiş yıllara baktığımızda 2013 yılında 59 çocuk, 2014 yılında 54 çocuk, 2015 yılında 63 çocuk, 2016 yılında 56 çocuk, 2017 yılında 60 çocuk çalışırken iş kazası sonucu hayatını kaybetti.

Çocuk işçi kazalarının en fazla yaşandığı üç il sırasıyla Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’dir. Bu şehirlerde tarım işçiliği ve kırsalda yoksulluk had safhadadır. Yine en fazla çocuk iş kazası yaşanan illerin aynı zamanda mülteci nüfusun da yoğun olduğu iller olması dikkat çekicidir.

• Yaşamını yitiren 62 çocuk işçinin 10’u mülteci/göçmen çocuklardır. Mülteci çocukların ölüm oranının tüm göçmen çalışanlarının ölümünün 3-4 katı olması hem çalışma koşulları bakımından çok daha tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını hem de çalışan mülteci çocuklara yönelik şiddetin ne denli büyük olduğunu göstermektedir.

Çocuk iş kazalarında ölen kız çocuklarının oranı ise yüzde 11 ile genel iş kazası verilerindeki kadın işçi oranının neredeyse iki katıdır. Bu durum kız çocuklarının özellikle tarım sektöründeki çalışma şartlarından kaynaklanmaktadır.

Çocuk işçiler en çok ücretsiz aile işçiliğinin ve küçük yaşta çalışmanın yaygın olduğu tarım sektöründe geçirdikleri iş kazası neticesiyle vefat etmişlerdir. Tarımdaki çocuk iş kazalarının yüzde 11 ile inşaat sektöründeki çocuk iş kazaları izlemektedir. Sanayide, madenlerde, küçük atölye ve işletmelerde, tamirhanelerde ve sokaklarda çalışan çocuk işçiler trafik kazalarında, boğularak, yüksekten düşerek ya da ezilerek hayatlarını kaybetmektedir.

•Çocuk işçilerin yaşadığı  iş kazalarının genel  nedenlerine baktığımızda zehirlenme/boğulma, trafik/servis kazası ve yıldırım düşmesi ilk üç sıradadır.

İş kazaları sonucu yaşamını yitiren 62 çocuğun 22’si 14 yaş ve altındadır. 14 ve altı yasal olarak çalışması tamamen yasak olan bir yaştır. Çalışması “yasal” olan 15 yaşın üstündeki çocuklar ise kimya, metal gibi ağır ve tehlikeli olup çalışması kanunen yasak işlerde de çalıştırılmaktadır.

Çocuk işçiliği sorunu gelişmekte olan her ülke için olduğu gibi, Türkiye için de önem taşıyan bir konudur. Türkiye; kırsal yerleşimden kentsel yerleşime ve tarımsal ekonomiden sanayi ekonomisine geçiş süreci yaşamaktadır. Başlıca kent merkezlerine göç trendi, sosyal destek ağının yetersizliği veya kent yaşamına uyum sağlayamama ile birleştiğinde, çocuk işçiliği daha fazla gündeme gelmekte, özellikle ailenin gelir düzeyini arttırmak amacıyla sokaklarda çalışan çocukların sayısı belirgin bir şekilde artmaktadır. Çocuk işçi hakları kapsamında İş Sağlığı ve Güvenliği denetim ve tedbirlerinin daha bilinçli ve etkili bir şekilde yapılması iş kazalarının oranında önemli bir düşüş için mühim bir faktördür.

Çocuk İşçi Çalıştırma Yönetmeliğine Linkten Ulaşabilirsiniz: https://www.csgb.gov.tr/media/4755/cocuk_isciligi_rev_23032017.pdf

Devamını oku

Trending