Takip Edin

İSG Duyuruları

C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Tehlikeli Sınıfta Çalışabilir mi?

Yayınlanma tarihi

-

C Sınıfı Uzmanları Tehlikeli Sınıfta Çalışabilir mi

C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Tehlikeli Sınıfta Çalışabilir mi ?

Son yapılan değişikliklerde C sınıfı iş güvenliği uzmanlığının etki alanı oldukça daraltıldı. Bu durum C sınıfı  iş güvenliği uzmanı tehlikeli sınıfta çalışabilir mi ? sorunu sıklık akıllara getirdi. 2019 yılı itibari ile C sınıfı iş güvenliği uzmanları sadece az tehlikeli işyerlerine, B sınıfı iş güvenliği uzmanları sadece tehlikeli işyerlerine ve A sınıfı iş güvenliği uzmanları sadece çok tehlikeli işyerlerine bakabilecek.

Çok tehlikeli bir işyerinde C sınıfı iş güvenliği uzmanı eğitim veremez, belge düzenleyemez. Firmada belge düzenleyip eğitim verebilmeniz için firma ile aranızda İSG Katip sistemi üzerinde yapılmış bir sözleşme bulunması gerekmektedir. Yalnızca sistemde tanımlı iş güvenliği uzmanları çok tehlikeli işyerlerinde eğitim verebilirler. A sınıfı iş güvenliği uzmanları ve B sınıfı iş güvenliği uzmanları çok tehlikeli yerlerde eğitim verebilir, sertifika düzenleyebilir. C sınıfı iş güvenliği uzmanları ise yalnızca az tehlikeli ve tehlikeli işyerlerine, İSG Katip sistemi üzerinde tanımlanmış ise eğitim verebilir.

C Sınıfı Uzmanlarının İşsizlikle Karşı Karşıya Kalma İhtimali

C sınıfı iş güvenliği uzmanları işsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu uzmanların tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine hizmet verebilmeleri yeni yılla birlikte sona erecek.

İSG-Sen Genel Başkanı İrfan Sayar, işten çıkarmaların şimdiden başladığını söyledi

C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine hizmet verebilmesi 1 Ocak 2019 tarihi itibarıyla sona erecek. Kanunda bir değişiklik yapılmadığı takdirde C sınıfı iş güvenliği uzmanları sadece az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine hizmet verebilecek. Bu nedenle bazı işverenler, tehlikeli sınıftaki işyerlerine hizmet veren C sınıfı iş güvenliği uzmanlarını şimdiden işten çıkarmaya başladı. Ayrıca geçen yıl 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yapılan değişiklik nedeniyle C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verebileceği işyeri sayısı oldukça azaldı. Değişiklikle; gerekli eğitimi alması durumunda işverenlere veya işveren vekillerine 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetini kendilerinin yürütebilmesine imkan tanınmıştı. C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının bir üst sınıfa bakabilmelerine ilişkin süre uzatılmadığı takdirde uzmanların yeni yılda piyasada nasıl iş bulabilecekleri tartışma konularından biri oldu.

Kamuda İş Güvenliği Hizmeti Vermenin Önü Açıldı

İrfan Sayar, az tehlikeli işyerlerine ve kamuda iş güvenliği hizmeti verebilmenin önünün açılması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye’de 1 milyon 800 bin işyeri var. 1 milyonu az tehlikeli sınıfta yer alıyor. Ve biz bugün aktif çalışan 30 bin C sınıfı uzmana iş bulamıyoruz. 1 milyon işletmemiz var. Nasıl oluyor bu? Çünkü geçen yıl yapılan bir değişiklikle işverenlerin veya işveren vekillerinin kendi işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verebilmesinin kapsamı genişletildi. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetini, gerekli eğitimi alması durumunda işverenler veya işveren vekilleri kendileri yürütebiliyor. C sınıfı uzmanları bugün tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde itibar görüyor. Şimdi süre uzatılmazsa bu uzmanların çalışabilecek alanları neredeyse yok, ortada kalacaklar.

 

 

 

 

 

 

 

İSG Duyuruları

1 Temmuz 2020 İş Güvenliği Kanunu

Yayınlanma tarihi

-

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerlerinde iş sağlığının ve güvenliğinin sağlanması için işverenlerin ve çalışanların görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi. Kanuna göre az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli tüm işyerlerine işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu getirildi.

Ancak 6331 sayılı İSG Kanununun uygulanması zorunluluğu az tehlikeli sınıfta bulunan ve 50’den az çalışanı olan firmalar için 1 Temmuz 2020 tarihine ertelenmiştir. 1 Temmuz 2020 İş Güvenliği kanunu ile ilgili herhangi bir erteleme olmaz ise kanun, tüm 50 çalışan altındaki az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerini ve hatta kamu kurumlarını da kapsayacaktır. Az tehlikeli sınıfta olan işyerlerinde iş güvenliği hizmetleri risk değerlendirilmesi, acil durum eylem planının hazırlanması ve genel iş sağlığı güvenliği eğitimlerini içermektedir.

1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle çalışan sayısı fark etmeksizin  (1 çalışana sahip olan dahil) işyerlerinde bile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı hizmeti bulundurulması zorunlu hale gelecektir. Ya da işyerleri, Ortak Sağlık Güvenlik merkezlerinden hizmet alacaklardır.

1 Temmuz itibari ile Kanunun uygulanması konusunda Efor OSGB ekibi şu ifadeleri aktarmıştır; İş sağlığı ve güvenliğini uyulacak kanuni bir mecburiyetten ziyade çalışanların sağlığını ve güvenliğini sağlayan, kaliteyi ve verimliliği artıran bir YATIRIM olarak görülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bilimsel olarak kanıtlandığı gibi, gerekli önlemler alınarak iş kazaları %98, meslek hastalıkları ise %100 engellenebilmektedir.

Kanuni bir zorunluluk olmasa Türkiye’de çok az  firma İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili gerekli çalışmayı yapacak bilince sahiptir. Bu nedenle 1 Temmuz 2020 tarihi ile ilgili tekrar erteleme yapılmamasını umuyoruz…

Unutmayalım! KAZALAR TEMENNİ EDEREK DEĞİL TEDBİR ALINARAK ÖNLENİR. ÖNLEMEK ÖDEMEKTEN UCUZDUR.

Devamını oku

İSG Duyuruları

İSG Kapsamında İşverenlerin Korona Virüsüne Karşı Yükümlülükleri

Yayınlanma tarihi

-

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yanı sıra İş Kanunu ve Borçlar Kanunu gereği işverenlerin çalışanlarının sağlık ve güvenliğini sağlamak için gerekli tedbir alma, eğitimleri verme ve denetimleri yapma yükümlülükleri bulunmaktadır. İSG Mevzuatı “İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik”  ile korona virüs gibi salgın hastalıklarla ilgili işverenlerin yükümlülüklerini de belirlemektedir. 

Korona Virüsü Konusunda İşverenlerin Yapması Gerekenler 

  • Eğitim vermek: Çalışanlara, işyeri hekimi tarafından Korona Virüsü ile alakalı tedbir alıcı ve bilinçlendirici eğitim verilmesi gerekmektedir.
  • Risk Değerlendirme Raporu: İşyerlerinde Korona virüsüyle alakalı tehlike oluşturabilecek unsurlar yazılarak, tedbirler alınmalı ve uygulanmalıdır.
  • Acil Durum Eylem Planı: Acil durum eylem planına Korona virüsü için eklemeler yapılmalıdır. Virüse karşı önleyici tedbirlerin alınması sağlanarak, acil durumda müdahale ve tahliye yöntemleri bulunmalıdır. Ayrıca görevlendirilecek çalışanlar ve bu konuların işyeri bilgileri ile dokümante edilmiş başlıkları bulunmalıdır. İşyeri dışında acil durumda iletişime geçilecek hastane vb. kuruluşların iletişimleri belirtilerek acil durum eylem planına eklenmelidir.
  • Donanımlarının Sağlanması: Çalışanlara korona virüsünün bulaşmasını önlemek için İş Sağlığı ve Güvenliği donanımları sağlanmalıdır.
  • Uzaktan Çalışma Uygulamasının Hazırlanması: İşyerinde daimi bulunmak zorunluluğu olmayan çalışanlar için evden çalışma düzeninin kurulması gerekmektedir. İş seyahatleri ve toplantılar gibi toplu etkinliklerin azaltılması ve mümkün ise ertelenmesi gerekmektedir.

Devamını oku

İSG Duyuruları

ARAÇLARDA CEP TELEFONU KULLANIMI KAZA RİSKİNİ NASIL ARTIRIR?

Yayınlanma tarihi

-

Araçlarda Cep Telefonu Kullanımı Kaza Riskini Nasıl Artırır?

Cep telefonu kullanımı, acil durum iletişiminden, market rafındaki ürünlere kadar hayatımızın tüm alanlarına yayıldı. Pek çok zaman insanların boş zamanlarında cep telefonu araması yapmaktan başka vaktini neyle değerlendireceğine dair hiçbir fikri olmadığı görülüyor.
Bir telefon kullanıcısının yanında ya da kişisel olarak kendiniz bir cep telefonu kullanıyor olduğunuzda, telefon kullanımının ne kadar dikkat dağıtıcı bir unsur olduğunu göreceksiniz. Trafikte bulunduğunuz anda, araç ve gereçlerin kullanımında, caddede yürüyüş yaptığınızda, iş yerinizde çalışırken kullanılan cep telefonu kaza ve yaralanma riskini artırır.

Araştırmacılar distraksiyon düzeyini kandaki yüzde 8’lik alkol düzeyiyle karşılaştırmışlardır. Araştırma ayrıca araç kullanımı anında cep telefonuyla yapılan bir konuşmanın, bir yolcuyla sohbet etmekten daha dikkat dağıtıcı olduğunu göstermiştir.

Sürücülerin telefon görüşmesinin ilk iki dakikasında beklenmedik olaylara önemli ölçüde daha yavaş tepki verdiği ve telefon konuşmasının büyük bir kısmında çevrelerindeki trafik hareketlerinden habersiz oldukları gözlenmiştir.

Birçok ülkede telefon cihazı elde tutulmasa dahi seyir esnasında sürücünün telefon görüşmesi yapması yasaklanmıştır. Bu bize işin ciddiyetini anlamamız noktasında yardımcı olabilir ve elle tutulan bir cep telefonu olmadan dahi araç kullanımında riskin devam ettiğini gösterir. Araç kullanımında mutlaka bir telefon görüşmesi yapılması gerekiyorsa, bunun en iyi yolu aracın emniyet şeridine veya bir otoparka çekilmesidir.
Cep telefonları insanlar için harika bir kolaylık ve harika bir araç olabilir. Ancak bunların yanlış zamanda ve yanlış yerde kullanımı kesinlikle risk taşımaktadır. Bu, ekipman üzerinde çalışırken cep telefonlarının üretim alanlarında kullanılmasına izin vermememizin nedenlerinden biridir.

Bazı ülkelerde, araç kullanımı anında tüm cep telefonu kullanımı tamamen yasaklanmış durumdadır. Hatta araç kullanırken mesajlaştığı tespit edilen şoförlere  trafik cezalarının uygulandığı ülkeler bulunmaktadır.

Trafikte Telefon Kullanımı Cezası

Ülkemizde her yıl olduğu gibi bu yıl içinde trafik cezalarına bazı zamlar gelerek, yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelere göre seyir halinde iken cep telefonu ile konuşmak 73. madde gereğince yasaktır ve bu yasağı çiğneyen araç sürücülerine tam 92 TL ceza kesilir.

Araç kullanırken Üç Ana Tip Dikkat Dağıtıcı Vardır Bunlar;

• Görsel – Gözlerin yoldan ayırılması
• Manuel – Ellerin direksiyondan çekilmesi
• Bilişsel – Aklını başka düşüncelerle meşgul olması

Dikkatsiz sürüş, bir kişinin sürüş yaptığı birincil sürüş görevinden uzaklaşma ve çökme riskini artırma potansiyeline sahip bir kişi tarafından yürütülür. Bütün dikkat dağıtıcılar, sürücünün güvenliğini tehlikeye atsa da, en çok endişe verici olan sürücünün mesajlaşmasıdır.

Çünkü; araç kullanımı anında mesajlaşmak üç türden dikkat dağıtıcıyı da içerir.

Araç Kullanımı anında diğer dikkat dağıtıcı faaliyetler şunlardır:
• Cep telefonu kullanmak,
• Yemek ve içmek,
• Yolcularla konuşmak,
• Haritalar dahil olmak üzere okuma faaliyeti,
• Bir PDA veya navigasyon sistemi kullanmak,
• Video izlemek,
• Radyo istasyonu, CD veya Mp3 çaların değiştirilmesi.

 

Devamını oku

Trending